Arsenal -Fenerbahçe
Atılan gol: 0-0
Kaleyi bulan şut: 6-3
Uzak şut: 7-3
Sarı kart: 2-3
Kırmızı kart: 0-0
Faul: 17-17
Korner: 6-2
Ofsayt: 0-2
Topa sahip olma (süre): 37' 34'' - 21' 52''
Topa sahip olma (%): 63% - 37%
Bunlar maçın istatistikleri. Bir de realiteleri var: Kazım, Maldonado ve Roberto Carlos. Bana göre değişikliklerin hepsi yerindeydi. Sadece Kazım'ın yerine Deivid mi Ali Bilgin mi tartışılır ama hocanın defans veya hücum tercihine göre ikisi de olabilirdi bence. Maçın başında kadroda Maldonado'yu görünce oldukça ümitsizliğe kapıldım. Saçını da kestirse, yeni bir imagemaker ile de anlaşsa benim şahsen sıtkım sıyrıldı kendisinden. Olmuyor, olmuyor. Topu ayağına alıp en yakın arkadaşına verdikten sonra ona hep nereye atması gerektiğini gösteriyor. Niye? Oraya kendisi neden atmıyor? Ben anlayamadım ve artık analamaya çalışmak da istemiyorum çünkü yorulmaya başladım.
Gelelim Kazım'a... Maç boyunca -en azından oyunda kaldığı süre boyunca- hiç bir şey yapmadı. Bunu iyi irdelemek için özellikle topsuz oynarken neler yaptığını izledim. Hiç. Koca bir hiç. Koşmadı bile. Eli belinde yürüdü durdu. Evet, sadece yürüdü. Bu kadar isteksiz ve vurdumduymaz bir oyuncu ben görmedim. Kendisine en kısa zamanda teşekkür edilmeli bence.
Roberto Carlos'un neler yapmadığını Vederson girdikten sonra daha iyi anlıyor insan. Vederson girer girmez bir depar atmak zorunda kaldı. O pozisyonda Roberto Carlos'u düşünebildiniz mi? Ben şahsen düşünemedim.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen altın değerinde bir puandır alınan. Eğer Porto, Dinamo Kiev'i yenmeseydi daha da harika olacaktı çünkü bu ikisinden Porto ile içerde oynadığımız için bir sıra yukarı çıkmak daha kolay olurdu. Ancak Porto'yu yenersek, Kiev'den en kötü ihtimalle UEFA'ya yetecek sonucu alacağımıza inanıyorum.
Umarım kendimize yakışan oyunu Pazar günü sahaya yansıtarak Galatasaray'ı eli boş gönderiririz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder