Kadro; Volkan Babacan, Ali, Önder, Yasin, Roberto Carlos, Kazım (Dk. 58 Gökhan Emreciksin), Selçuk, Emre, Uğur (Dk. 58 Vederson), Deivid (Dk. 79 İlhan), Güiza.
Kaptan Selçuk...
Ne bekliyordunuz ki?
Lugano'nun en büyük özelliğinin duran TOPlara kafa atmak olduğunu bir kez daha gördük. Ha bu arada son 4 günde Galatasaray ile karşılaştığımız 5 karşılaşmanın 4'ünden galip ayrılıp futbolda berabere kaldık. Cuma, dün ve bugün bayanlar voleybolda, yine bugün bayanlar basketbolda Galatasaray'ı yendik. Bu sonuçlarla bayanlar basketbolda Teknosa Türkiye Kupası'nda şampiyon olurken voleybolda finale yükseldik. Erkekler voleybolda da finalde olduğumuzu hatırlatayım. Diğer branşlarda bu güzellikler yaşanırken bu sezon futbolda istediğimiz sonuçları alamamamızın sebeplerinden biri de takımın içerisinden gelen eski oyuncuların, işten anlayanların futbolda olmamaları ve herkesin futbola burnunu sokması bence. Diğer branşlar işi bilenlere emanet edilmişken futbolda böyle bir yapılanma yok bana sorarsanız. Bu takım ve taraftar için idol olmuş van Hooijdonk, Rıdvan bu takımın bir yerlerinde teknik direktör etrafında görev yapmalılar. Biz bu isimlerden faydalanamıyoruz ve yapılanmamız sadece teknik direktöre kalıyor. Bu da bizi maalesef kalıcı başarılardan uzaklaştırıyor.
Herkes milli maç arasından ötürü takımı o kadar özlemişti ki, yaşanan kötü sonuçlara rağmen stat yine dopdoluydu. Ama kimse maçtan ümitli değildi. Ben dahil... Hele kadrolara bakıldığında Alex, Lugano ve Emre'nin olmayışı herkesi endişelendiriyordu. Orta alanda Selçuk'un yanında Josico'nun açıklanması herkesde soğuk duş etkisi yaratmıştı. İlk yarı bittiğinde herkes çok sıkılmıştı. Bi de son anda Edu da sakatlanınca ikinci yarıdan kimsenin ümidi kalmadı. Deivid de geçen seneki formundan oldukça uzaktı yine bu maçta... İşte tüm bu şartlarda hayal kırıklığına uğramamak için devre arasında kendimi kötü bir sonuca hazırlamıştım. Emreciksin'in, Uğur'un yerine oyuna girmesi, Aragones'in bu maçtaki şansıydı belki de... Bu maç ile ilgili başka bir hatıra da tribün arkadaşım Doğan'ın, Roberto Carlos'un ortasından hemen sonra daha Deivid topa dokunmadan gol diye bağırmasıydı. Şansı tutan başka bir kişi de Batuhan'dı belki de. Topa kafa vurmak isterken diziyle vurmuş olması onun şansını gösteriyordu. Sonuçta bu maçta şansı yaver giden taraf kazandı. |
|
| MBTFB Google Grubu'na kayıt ol |
| Bu grubu ziyaret et |