Yeter ya, yeter... Geçen hafta Kocaelispor, bu hafta da Bursaspor... Yine aynı senaryo, bir türlü ders alınmayan oyun taktikleri ve oyuncu seçimleri... Taraftarın sabrının test edildiği bir sene oldu bu sene. Şampiyonar Ligi'nde grup sonunculuğu, ligdeki durum... Daha öğrenmemiz gereken çok şey var ama hiç bir şeyden ders almıyoruz. Hatalarımızdan ders almadığımız sürece gelmiş ve gelecek olan tüm başarılar tesadüf olarak kalacaktır!22 Mart 2009 Pazar
Bursaspor: 2 - Fenerbahçe: 1
Yeter ya, yeter... Geçen hafta Kocaelispor, bu hafta da Bursaspor... Yine aynı senaryo, bir türlü ders alınmayan oyun taktikleri ve oyuncu seçimleri... Taraftarın sabrının test edildiği bir sene oldu bu sene. Şampiyonar Ligi'nde grup sonunculuğu, ligdeki durum... Daha öğrenmemiz gereken çok şey var ama hiç bir şeyden ders almıyoruz. Hatalarımızdan ders almadığımız sürece gelmiş ve gelecek olan tüm başarılar tesadüf olarak kalacaktır!13 Mart 2009 Cuma
Fenerbahçe: 1 - Kocaelispor: 1
Bugün, "rağmen"i bol bir yazı yazacağımı düşünürken 87. dakikada gelen gol tüm kurguyu değiştirdi. Karşılaşma başlarken Kazım'ı görünce bir hayli şaşırmıştım. Tribündeki arkadaşlarımla birbirimizin suratına anlamsız anlamsız bakarken Gökhan Emreciksin'in yerine Kazım'ın oynaması için aklımıza gelen yegane "bahane", Gökhan'ın alkollü araç kullanırken yakalandığı için disiplini sağlamak adına yedek soyundurulması olabilirdi. Çünkü başka hiç bir sebep yoktu Kazım'ın oynaması için... Kazım, maalesef futbol bilgisinden o kadar yoksun ki, bence iyisi mi "rap"çi olsun, ama topçu -hem de Fenerbahçe'de- hiç olmasın. Fatih Terim, milli takıma aldı diye, gelecek vaadediyor diye -hem de Türk(!) olduğu için- alındı, tamam anladık, ama baktın olmadı gönder. Diğer takımlar oyuncuları alıp alıp beğenmedikleri zaman gönderiveriyorlar. Kim mi? Gordon Schildenfelt olabilir mi mesela? Tamam bu kadar çabuk karar vermek yanlış olabilir ama Fenerbahçe taraftarı da sabır taşına döndü maalesef. Diğer başka oyuncular da tribünden tepki almış olabilirler. Mesela Uğur... Ama Uğur çabalıyor bence. Tekniği yeterli olmayabilir ama çabalıyor. Fakat Kazım, çabalamayı bırakın, diğer arkadaşları onun açıklarını kapatacaklar diye, attığı saçma sapan topları dışarı çıkmadan yakalayacaklar diye kendilerini sakatlayacaklardı. Kaç pozisyon aklımda... Birinde Gökhan Gönül, birinde Semih onun yüzünden sakatlanıyorlardı. Bence yeter, sezon sonu kendisine yaptıklarından(!) ötürü teşekkür edilmeli...Bir paragraf da Emre için... Oyununu beğenirsiniz, beğenmezsiniz, kendisini seversiniz, sevmezsiniz bilmiyorum, ama oynadığı zaman Alex'in arkasında büyük bir boşluğu dolduruyor ve hem Alex'i rahatlatıyor, hem de takımın sahaya daha iyi yayılmasına yardımcı oluyor.
Bir paragraf da Alex'e... Alex ile ilgili iki alternatif teorim var:
1.) Alex sahaya çıkarken kadroyu gördüğünde demoralize oluyor ve oyundan düşerek oynamıyor, veya,
2.) Kadroyu beğenmediğinde kasten oynamıyor... Güiza, Kazım, kadroda beğenmediği biri olduğu zaman bilinçli bir şekilde oynamıyor.
Ben bu teorilerden hangisinin geçerli olduğunu henüz bulamadım. Sizin bir fikriniz varsa yardımcı olun bana...
Sonuç olarak, Aragones'in oyuncu tercihlerindeki inadı, bizim oyun yapımıza uymuyorsa, Alex, oyuncu teknik direktör olsun...
Dip not: Lugano kaç para istiyorsa versinler...
10 Mart 2009 Salı
Meriç Tunca yazıyor...
Fenerbahçe’yi ligden atın (!)
''Emre, Kayserili oyuncuya 'Boğazını keserim' hareketi yaptı...''
''Volkan rakibine kasti tekme attı...''
''Roberto Carlos hakeme 'Sen delisin'işareti yaptı..''
Bir hafta geriye gidiyoruz;
''Alex'in kesin kırmızı kart görmesi gerekti..''
''Alex'in kesin kırmızı kart görmesi gerekti..''
''Lugano hakeme gözlük işareti yaptı..''
''Deivid rakibinin ayağına bastı..''
''Gökhan Gönül küfür etti..''
''Deivid rakibinin ayağına bastı..''
''Gökhan Gönül küfür etti..''
Devamı için tıklayınız.
Kaynak: Hürriyet
8 Mart 2009 Pazar
Kayserispor: 0 - Fenerbahçe: 2
Yukarıdaki fotoğraf, yeni açılan Kayseri Kadir Has Stadyumu'nun skorbord denemesi değil gerçek. Takım çabalasın biz her sonuca razıyız. Ama yeter ki çabalasınlar...
6 Mart 2009 Cuma
Fenerbahçe: 3 - Sivasspor: 1
Bir önceki maç için yazılanlar aynen bu maç için de geçerli. Maçtan önce bizimkiler rehavete kapılırlar diye çok endişeleniyordum. Hatta Bülent Uygun'un takımını daha kontrollü çıkaracağını düşünmüştüm. Fakat bizimkilerin yine aynı iştahla maça başlaması ibreyi maçın başından itibaren bizim lehimize çevirdi. Fenerbahçe'li diğer arkadaşlarımla görüştüğümde herkes takımın bu halinden oldukça memnun durumda. Takımın iştahlı oynaması, mücadele etmesi herkesi memnun ediyor. Ancak ben de dahil herkesin kafasında aynı soru var: Bu hafta sonu Kayseri deplasmanında da aynı futbolu, aynı mücadeleyi sergileyebilecekler mi, aynı istekle oynayacaklar mı? Umarım...1 Mart 2009 Pazar
Fenerbahçe: 4 - Sivasspor: 2
Oh be, en sonunda takımın savaştığı bir maç seyrettik. Evet savaşmak diyorum çünkü Alex kafa topuna çıkarak ikinci golün hazırlayıcısı oldu, savaşmak diyorum çünkü beraberlik golünü attıktan sonra dahi rakip kalenin içerisinden topu çıkartıp santraya koydular, savaşmak diyorum çünkü haksızlığa karşı mücadele ettiler, kavga ettiler, savaşmak diyorum çünkü rakibe top aldırmamak için sahada basmadık yer bırakmadılar. Bu takımın istediği zaman neler başarabildiğinin herkes farkında. Tek soru şu: Onların bunu istemesi nasıl sağlanabilir? Buna karşılık diğer bir soru da şu: Profesyonel olan ve muazzam para kazanan bu adamların "istemeleri" diye bir şey söz konusu olabilir mi? Ama taraftar açısından düşünüldüğünde madem ki bu oyunu oynayabiliyorlar o zaman taraftarı mutlu etmek için bu oyunu her zaman sahaya yansıtmalılar. Son söz budur...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


