İnanın, dün akşam maçı kazandığımıza sevinemedim. Nasıl olur da bir futbolcu, hem de Fenerbahçe'de oynayan bir futbolcu, 4'e 2 yakaladığı pozisyonda arkadaşları ile organizasyon yapmadan kaleye şut çeker? Hatta bunu maç içerisinde iki kere tekrarlar... Özellikle Beşiktaş on kişi kaldıktan sonra bizimkilerin maçı rölantiye almalarını anlayabilirim ama yakalanan pozisyonların tamamen laubali bir oyun sonrası gole çevrilmemesini anlayamam. Hiç dün akşamki kadar sinirlendiğimi hatırlamıyorum. Bu pozisyonları halı sahada kendi aramızda oynarken dahi yakalasak, eminim ki herkes birbirine yardımcı olmak için elinden geleni yapardı. Hem olası bir ikili averaj durumu için elimizdeki fırsatı geri teptik, hem de Beşiktaş'lıların "11'e 11 oynasaydık kazanırdık" gibi söylemlerine maruz kaldık. Başta da söylediğim gibi kazandığımıza sevinemedim, eve geldiğimde başım çatlıyordu...
30 Kasım 2008 Pazar
29 Kasım 2008 Cumartesi
Fenerbahçe: 1 - Porto: 2
23 Kasım 2008 Pazar
Ankaragücü: 0 - Fenerbahçe: 0
Kurtarın beni bu Maldonado'dan...
Rıdvan Dilmen: Aldatıcı
Son Galatasaray ve Ankaraspor maçlarında altı gol attı Fenerbahçe. Dördü duran toptan, bir de Emre Aşık’ın kendi kalesine ters vuruşundan geldi.Bu tablo aldatıcıydı. Çünkü Fenerbahçe takımı, takım savunmasını geliştirdi ama hücumda zayıf olduğunu kimse göremedi. Fenerbahçe altı deplasmanda bir galibiyet çıkarabildi, o da Kocaeli’de uzatmanın son saniyesinde.
Devamı için tıklayınız.
Selçuk Yula: Anlamıyorum
Bu Aragones'in işine akıl sır erdirmek mümkün değil. Ne yapmak istediğini hala anlayamadım, kimseye da anlatamadım. Koskoca F.Bahçe takımını tek santrfora mahkum etme hakkını kimden ve nereden alıyor, bunu bilmek isteriz.Ankaragücü, beraberliğe dünden razı Sahadaki oyuna bakınca Fenerbahçe beraberliğe Ankaragücü'nden çok daha fazla günlerden once razı. Yahu nasıl bir iştir bu. Yazlık maçtasın, mevsim kış. Bu kadar al gülüm ver gülümle bir 90 dakika nasıl tamamlanır, bunu oynayanlara ve oynatanlara sormak lazım.
Devamı için tıklayınız.
16 Kasım 2008 Pazar
Fenerbahçe: 2 - Ankaraspor: 0

Gol öncesi ve sonrası. 32. dakikaya kadar Ankaraspor tek kale oynuyordu. Fenerbahçe’nin kalecinin eline dokunan tek şutu var. Ankaraspor’un golü geliyor derken, müthiş bir duran top organizasyonuyla Fenerbahçe golü buldu. Deivid - Roberto Carlos işbirliği ile öne geçen Fenerbahçe bir anda kendine geldi. Oyunun son 10 dakikasına kadar maçın tek hakimi Fenerbahçe idi. İkinci yarıda bir duran top daha farkı ikiye çıkardı. Roberto Carlos’un iki direkten dönen frikik atışını Lugano, Galatasaray maçının benzeri boş kaleye bıraktı. Ve Fenerbahçe seriye devam etti.
Devamı için tıklayınız.
Mehmet Demirkol: Çakır-Emre farkı
Dün özellikle ikinci yarıda keyifle maç seyreden seyirci iki isme teşekkür etmeli. Öncelikle çok hoş bir pas oyununu ortaya koyan genç Ankaraspor’un hocası Aykut Kocaman’a... Fenerbahçe rakibine uymayı ikinci yarıda başardı ve oyun bu yüzden bu kadar keyifli hale geldi. İkinci isim ise Fenerbahçe’ye akıl katan, hücumu zenginleştiren Emre Belözoğlu... Çok uzun zamandır ilk kez bu kadar hücuma yakın oynamasına rağmen Fenerbahçe’nin rakip alana zaman zaman da olsa yığılabilmesinde onun rolü çok büyüktü. Büyük bir yüzdeyle doğru ve adam eksilten paslar atarak Fenerbahçe’yi gol bölgesine sokan, topu ayağında tutarak ve faul alarak takımını orada tutan yegâne adam oldu. Hafta içi, “kronik bir sakatlığım yok” haykırışını takip etmişsinizdir. Sakatlığı kronik olmasa da, kronik sakat olduğu için, dünyanın en iyilerinden biriyken gözden düşen ‘küçük dev adam’ dün sahanın en iyisi, takımına en fazla şey katan oyuncusuydu.
Devamı için tıklayınız.
Hasan Ali Atasoy: Havaya girmek
Fenerbahçe ne kadar yolundan çıkmışsa, Ankaraspor o kadar yolundaydı. Ev sahibi dengesizliğin, konuk takım da dengenin takımıydı. Üstelik Fenerbahçe’yi takip etmenin avantajını iyi değerlendirmiş “5’te 5” fiyakasıyla gelmişti Kadıköy’e... Daha ilk dakikalardan itibaren ‘orta saha savaşları’ şeklinde geçiyordu maç. Alex zaten yoktu, Uğur gününde değildi, Semih de erken sakatlanmıştı. Ancak Sarı-Lacivertliler sezon başından beri yapamadıkları paslaşmanın öcünü alır gibi, bu maçın ilk yarısına tamamını sığdırdılar. Mücadele, yardımlaşma ve paslaşma olarak sezonun en iyi maçıydı Fenerbahçe açısından...
Devamı için tıklayınız.
9 Kasım 2008 Pazar
Fenerbahçe: 4 - Galatasaray: 1
Maç başladıktan sonra -ilk golü erken yememize rağmen- tribünlerdeki elektriğin takıma da sirayet etmiş olduğunu görmek mümkündü. Hele ilk golü yememiz, takımı daha da hırslandırmış, oyuna dört elle sarılmalarına, oyunu daha çok istemelerine sebep olmuştu. Sahanın her bölgesinde rakibe basan, topu daha çok isteyen, sonuca ulaşmayı daha çok isteyen Fenerbahçe oluyordu. Maçın başında Maldonado'yu kadroda görmemek içime su serpmişti. Maç esnasında da bu konudaki düşüncelerim, özellikle Josico'nun mükemmel oyunuyla perçinleniyordu. Çok güzel pozisyon alıyor, tam zamanında müdahalelerde bulunuyor ve takıma inanılmaz katkıda bulunuyordu. Yani topu aldığı arkadaşına geri vermiyor, ona topu nereye atması gerektiğini göstermiyordu. Semih ve Güiza, top rakipteyken defanstaki her oyuncuya deli gibi basıyorlar, Galatasaray'a oyun kurma şansı tanımıyorlardı. Daha ilk yarı tamamlanmadan herkes "üç, üç, üç" diye bağırmaya başladı. Zaten ilk yarı 3. golü bulmuş olsaydık tahminim 6 olurdu. Takım, ikinci yarıda da istekli oynunu sahaya yansıtıyor ve 3. golü buluyordu. Bu golden sonra sakin bir oyunla tempoyu rölantide tutan takımımız 4-1'lik muhteşem bir galibiyet alıyordu.
Herkesin özlediği, arzuladığı oyun buydu işte. Bu oyunun yarısını diğer maçlarda gösterseler rahatlıkla galip gelirler. Haftaya cumartesi, bu hafta da galibiyet serisine devam eden Ankaraspor'la yeniden içerde oynuyoruz. Takımımıza ve tarftarımıza sonsuz başarılar.
7 Kasım 2008 Cuma
Arsenal: 0 - Fenerbahçe: 0
Arsenal -Fenerbahçe
Atılan gol: 0-0
Kaleyi bulan şut: 6-3
Uzak şut: 7-3
Sarı kart: 2-3
Kırmızı kart: 0-0
Faul: 17-17
Korner: 6-2
Ofsayt: 0-2
Topa sahip olma (süre): 37' 34'' - 21' 52''
Topa sahip olma (%): 63% - 37%
2 Kasım 2008 Pazar
Eskişehirspor: 2 - Fenerbahçe: 2
10 kişi kalan rakibe karşı berabere kalıyormuşuz. Sebep: Biz de 10 kişiyiz çünkü. Maldonado'nun oynadığına futbol denemez. O farklı bir şey oynuyor da ben mi farkında değilim anlayamadım. Maldonado'nun ilk 11'de başladığı maçların istatistiklerini çıkardım: Ligde 7 maçta ilk 11 başlamış. 2 galibiyet, 4 mağlubiyet, 1 beraberlik. Galip gelinen maçlar Büyükşehir Belediye ve Gençlerbirliği maçları, berabere kalınan maç da bu Eskişehir maçı ki hepsinde rakip takım oyuncuları kırmızı kart gördüler. Ne tesadüf değil mi? Bu arada Şampiyonlar Ligi'ndeki 3 maçta da Maldonado ilk 11 başlamış. 1 beraberlik, 2 mağlubiyet. Maldonado'nun ilk 11 başlamadığı maçlar ise Kocaelispor ve Bursaspor maçları... Bu istatistikten sonra maç öncesi kadroyu görünce iddaa mı oynasam acaba?



