28 Ocak 2009 Çarşamba

Fenerbahçe: 1 - Bursaspor: 0


Bu maç, maalesef sabaha kadar sürse, herhalde duran top haricinde gol olmazdı. Bir düşünün, öyle bir oyun anlayışıyla oynuyoruz ki, sağdan veya soldan birisi çizgiye kadar inecek, hasbelkader bir orta yapacak, ceza alanı (40,3 m x 16,5 m) içerisindeki iki, hadi bilemediniz üç Fenerbahçe'liden birine gelecek, o da etrafındaki en az iki rakibini ve kaleciyi bir şekilde etkisiz bırakacak bir vuruş yapacak ki gol olacak. Ha bu arada orta yapan kişinin etrafına ver-kaç yapabilecek kimse gitmeyecek ve o da iki rakibin arasından orta yapacak. Nasıl? Bir çok tesadüfün arka arkaya oluşmasından sonra gol olacak değil mi? Peki hiç dikkat ettiniz mi, Avrupa'nın üst düzey takımları, örneğin Barcelona nasıl oynuyor? Ceza sahasının çaprazında topu aldıklarında ya kaleye doğru ya da aut çizgisine doğru yardımlaşma ve ver-kaç organizasyonlarıyla yerden oynayarak geriden gelen santrfor veya diğer orta saha oyuncularının koşu yollarına paslar atarak gol pozisyonlarına girmelerini sağlıyorlar. Yani rakip defansın dengesini çapraz koşu ve paslaşmalarla bozarak pozisyona giriyorlar. Peki bizde? Solda giderken Roberto Carlos'un, sağdan da çoğunlukla Gökhan Gönül'ün önüne toplar yuvarlanıyor, onlar da önlerindeki defans oyuncularının arasından orta yapıyorlar ve yaklaşık 665 m2 (normal ölçülerde 6 apartman dairesi eder) alana sahip ceza alanındaki Semih ve Deivid'i topla buluşturmaya çalışıyorlar. Çok zooor, çoook. Peki neden kornerlerde bu iş olabiliyor? Çünkü hemen tüm oyuncular kaleye doğru hareketleniyor ve içlerinden birisinin önüne gelen top rakibi hazırlıksız yakalayarak gol bulunuyor. Bu pas trafiğini uygulayabilmek için mesela sol kanattan geliştirilen atakta Roberto Carlos, Vederson ve Emre'nin, sağ kanattan geliştirilen atakta da Gökhan Gönül, Kazım ve Selçuk'un üçgenler oluşturarak ve bunların boşalttığı alanlara da Semih ve Deivid'in girerek ve topun yerden oynanarak gol pozisyonlarına girilmesi sağlanmalı. Aksi takdirde oyun kör döğüşüne dönüyor...

Hiç yorum yok: